Başlangıç
1980'lerin ortasında İstanbul'da heavy metal henüz küçük bir yeraltı çevresinin müziğiydi. Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü, Pentagram'dan önce de müzik yapıyor, dönemin sert müzik gruplarını takip ediyor ve kendi çevrelerinde bir grup oluşturmaya çalışıyordu. Türkiye'de heavy metal icra etmek yalnızca müzik yapmak anlamına gelmiyordu; uygun ekipmana ulaşmak, prova yapacak yer bulmak, konser verecek salon bulmak ve dinleyiciye ulaşmak da başlı başına mücadele gerektiriyordu. Ucuz gitarlar, düğün salonlarından kiralanan davullar ve sınırlı prova imkânlarıyla başlayan bu dönem, grubun daha sonra oluşturacağı büyük sahne kültürünün temelini attı.
Pentagram'ın kuruluş yılı bazı eski anlatımlarda 1986 olarak geçse de grubun kendi resmî biyografisi 1987'yi kuruluş yılı olarak kabul etti. Hakan Utangaç gitar ve vokalde, Cenk Ünnü davulda yer aldı; aynı yıl Tarkan Gözübüyük'ün bas gitarla katılmasıyla grubun temel üçlüsü oluştu. İlk yıllarda ikinci gitar pozisyonunda Engin Tümer, Ümit Yılbar, Burak Kalaycı ve Murat Net gibi isimler farklı dönemlerde görev aldı.
Pentagram’ın temelleri, Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü’nün müzik çalışmalarına birlikte başladığı ilk yıllara uzanır. İkili, 1980’lerin ortasında Thunders adıyla çalıştı; daha sonra Pentagram adıyla devam etti. Tarkan Gözübüyük’ün bas gitara katılmasıyla grubun ilk dönem kadrosu şekillenmeye başladı.
Grubun kuruluş hikâyesi anlatılırken öne çıkan anekdotlardan biri, Pentagram adının ilk kez konuşulduğu karşılaşmadır. Cenk Ünnü ve Hakan Utangaç, Tarkan Gözübüyük’le tanıştıklarında bir grupları olduğunu ve adının Pentagram olduğunu söyler. Tarkan da kendi grubunun aynı adı taşıdığını belirtir. Aynı ismin iki ayrı müzik çevresinde kullanılıyor olması, yıllar sonra grubun yurt dışında Mezarkabul adını kullanmaya başlamasıyla bağlantılı başka bir isim hikâyesinin de temelini oluşturur.
İlk ciddi sahne deneyimlerinden biri İstanbul Bağcılar'daki bir düğün salonunda gerçekleşti. Pentagram'ın birkaç şarkılık performansı beklenenden çok daha büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Yaklaşık iki yüz kişinin geldiği bu konser sırasında salonun masa ve sandalyeleri zarar gördü ve grup performansını tamamlayamadan sahneden ayrılmak zorunda kaldı. Bu olay, Türkiye'de heavy metal dinleyicisinin henüz çok erken bir dönemde bile ne kadar güçlü bir karşılık oluşturabildiğini gösteren önemli anlardan biri oldu.
Pentagram kısa süre içinde İstanbul sınırlarını aşmaya başladı. Ankara, Bursa, İzmir, Denizli ve Çeşme gibi şehirlerde konserler verildi. Bursa'daki festivaller ve İstanbul dışındaki diğer organizasyonlar grubun çevresini genişletti. Bu dönemde Türkiye'nin farklı şehirlerindeki genç metal grupları birbirleriyle bağlantı kuruyor, mektuplar ve fanzinler aracılığıyla haberleşiyor ve konserler üzerinden ortak bir yeraltı kültürü oluşturuyordu.
1988 yılında Bursa'daki festival deneyiminin ardından İstanbul Moda Sineması'nda Pentagram, Metalium ve Metafor'un yer aldığı büyük konser gerçekleşti. Konser, dönemin metal sahnesi açısından olağanüstü bir ilgi gördü; salonun içi dolduğu gibi dışarıda da kalabalık oluştu. Konser sonrasında salonun ciddi biçimde zarar görmesi nedeniyle Pentagram'ın da içinde bulunduğu gruplar maddi bir yükle karşı karşıya kaldı. Kullanılabilir durumdaki sandalyelerin onarılması ve kullanılamaz hale gelenlerin bedelinin karşılanması için yaklaşık üç milyon liralık zarar ortaya çıktı. Bazı ekipmanlar da bu hesaplaşma tamamlanana kadar teminat olarak bırakıldı.
Bu dönemde Pentagram'ın çevresinde Powerstage Fan Club gibi oluşumlar gelişti. Dinleyiciler mektuplarla gruba ulaşıyor, gençlik dergileri ve rock yayınları konserleri duyuruyor, grubun adı giderek daha geniş bir çevrede duyuluyordu. Pentagram'ın konserlerinde atılan sloganlar ve büyük kalabalıklar, Türkiye'deki popüler müzik ortamının dışında yeni bir dinleyici kitlesinin oluştuğunu gösteriyordu.
1989 boyunca grubun ilk albümünün hazırlıkları sürdü. Kayıt imkânlarının ve maddi kaynakların sınırlı olması nedeniyle çalışmalar farklı zamanlarda gerçekleştirildi. Grup bir yandan konser vermeyi sürdürürken diğer yandan kendi müziğini kalıcı bir kayda dönüştürmeye çalıştı. Unkapanı'ndaki çok sayıda yapım şirketine başvuruldu ve yaklaşık yüz şirketten olumsuz yanıt alındı. Sonunda NEPA ile çalışma imkânı doğdu ve Pentagram'ın ilk albümünün yayımlanmasının önü açıldı.
İlk Yıllar
Pentagram'ın kendi adını taşıyan ilk albümü 23 Nisan 1990'da NEPA Müzik etiketiyle yayımlandı. Albüm, Türkiye'de heavy metalin fiziksel bir kayıt üzerinden geniş bir dinleyiciye ulaşması açısından dönüm noktası oldu. Müzik speed metal ağırlıklıydı ve şarkıların büyük bölümü İngilizce sözlerden oluşuyordu. Albümün kadrosunda Hakan Utangaç gitar ve vokalde, Tarkan Gözübüyük bas ve vokalde, Cenk Ünnü davulda ve Murat Net ikinci gitarda yer aldı.
Albümün kapağı Tunç Örer tarafından hazırlandı; grafik çalışmaları Faruk Acar'a, fotoğraf çalışması Çağrı Kılıççı'ya aitti. Kayıtlar Sound Studio'da gerçekleştirildi. İlk baskı sınırlı sayıda olmasına rağmen albüm kısa sürede metal dinleyicileri arasında elden ele yayıldı. Hakan Utangaç'ın albüm kutularını vapurla taşıyıp Akmar çevresinde doğrudan dinleyicilere satması, grubun ilk yıllarındaki bağımsız çalışma biçiminin simge görüntülerinden biri haline geldi.
Albümde Wreck, Rotten Dogs, Mephistopheles, Metal Not Dead, Astharoth, Bloody Guillotine, Powerstage, Dimensions of Death, Pentagram, Deceptive Bells ve Los Magandos yer aldı. Rotten Dogs konserlerin temel parçalarından biri olurken Bloody Guillotine grubun erken dönem enstrümantal çalışmalarından biri oldu. Powerstage ise grubun çevresinde oluşan fan kulübü kültürünün müziğe doğrudan yansıdığı örneklerden biriydi.
İlk albümün yayımlanmasıyla Pentagram yalnızca konserlerde takip edilen bir topluluk olmaktan çıktı. Ulusal basında yer aldı, TRT ekranında görünür hale geldi ve Türkiye'deki heavy metal hareketinin en tanınan gruplarından biri oldu. Grubun ulaştığı dinleyici kitlesi, sonraki albümün daha profesyonel koşullarda hazırlanmasına ve yurtdışına açılmasına imkân verdi.
İlk albüm sonrasında Pentagram'ın kadrosu değişti. Ogün Şanlısoy vokale, Demir Demirkan ikinci gitara katıldı. Müzik daha sert ve thrash metal ağırlıklı bir karakter kazandı. Bu kadro 1992 yılında yayımlanan Trail Blazer'ın temelini oluşturdu.
Trail Blazer'ın hazırlanması aynı zamanda Pentagram'ın Türkiye'deki müzik endüstrisinin sınırlarını aşmak için kendi imkânlarını kullanmaya başladığı dönemdi. Pentagram Müzik Yapım kuruldu ve albümün üretim sürecinde grubun kendi yapım girişimi devreye girdi. Yurtdışı dağıtımı ise Almanya merkezli Nuclear Blast üzerinden gerçekleştirildi. Böylece Pentagram'ın müziği Avrupa metal piyasasına doğrudan ulaşmaya başladı.
Trail Blazer'da Vita es Morte, No One Wins the Fight, Brain on the Wall, Secret Missile, Livin' on Lies, Fly Forever, Time Bomb, Over the Line, Trail Blazer, Holiday in the Sun ve The Planet gibi parçalar yer aldı. Albümde savaş, nükleer tehdit, uyuşturucu, ölüm, toplumsal baskı ve insan davranışları gibi konular işlendi. No One Wins the Fight'ın sonunda kullanılan mehter bölümü, grubun Batı kökenli heavy metal ile Türkiye'nin tarihsel müzik mirasını aynı yapı içerisinde buluşturma arayışının erken örneklerinden biri oldu.
Trail Blazer'ın yurtdışına ulaşması Pentagram'ın yalnızca kayıtlarının değil, konserlerinin de ülke dışına taşınmasını sağladı. Avrupa'daki konserler ve özellikle Danimarka deneyimleri grubun kendi müziğine dışarıdan bakmasına yardımcı oldu. Yurtdışındaki dinleyicilerin Pentagram'dan farklı bir şey beklediğinin fark edilmesi, sonraki yıllarda Anadolu müziğine yönelen kimliğin gelişmesinde etkili olan deneyimlerden biri oldu.
1990'lar
1990'ların ortasında Pentagram'ın müziğinde önemli bir dönüşüm başladı. İlk albümün speed metal çizgisinden ve Trail Blazer'ın thrash metal ağırlığından sonra Anadolu'nun melodik ve kültürel mirası grubun müziğinde giderek daha belirgin hale geldi. Bu değişim tek bir albümle ortaya çıkmadı; yıllar boyunca yaşanan konser deneyimleri, yurtdışındaki dinleyici tepkileri ve grubun kendi müzikal arayışları yeni yönün temelini oluşturdu.
Murat İlkan 1995 yılında Pentagram'a katıldı. Daha önce Sawdust ve Cherokee gibi gruplarda yer alan Murat'ın vokal geçmişi ve aldığı klasik Batı müziği eğitimi, Pentagram'ın ses dünyasına yeni bir boyut kazandırdı. Aynı dönemde kadroda başka değişiklikler de yaşandı. Anatolia'nın hazırlık sürecinde Demir Demirkan yeniden yer aldı ve albümün gitar çalışmalarına katkıda bulundu.
Anatolia'nın kayıtları 1990'ların ortasında başladı ve 1997'de tamamlanarak yayımlandı. Kayıt ve miks çalışmaları RMS çevresinde gerçekleştirildi; mastering Avustralya'da yapıldı. İlhan Barutçu, Ercan Irmak, Ahmet Koç, Sertab Erener ve İskender Paydaş gibi farklı müzisyenlerin katkıları albümün ses dünyasını genişletti. Bağlama, ney, darbuka ve farklı geleneksel çalgıların kullanılması, Anadolu müziğinin albümün metal yapısı içerisinde doğal biçimde yer almasını sağladı.
Anatolia'da dokuz İngilizce, üç Türkçe ve bir enstrümantal çalışma yer aldı. Orta Anadolu'nun etkileri albümün genel karakterinde belirginleşirken Doğu Anadolu'nun renkleri enstrümantal bölümde, Ege'ye ait bir atmosfer ise On the Run parçasındaki gitar çalışmasında hissedildi. Grup Anadolu müziğini yalnızca dışarıdan eklenen bir süs olarak kullanmak yerine kendi heavy metal dilinin içerisine yerleştirdi.
Gündüz Gece, Aşık Veysel'in Uzun İnce Bir Yoldayım eserinin Pentagram tarafından yorumlanmasıyla bu dönüşümün en belirgin örneği oldu. Halk ezgisinin farklı yorumlarda da gücünü koruması, parçanın seçilmesinde etkiliydi. Pentagram'ın bu yorumuyla Anadolu halk müziği ile heavy metal ilk kez grubun kimliğinin merkezinde buluştu.
Anatolia'nın hazırlanması sırasında Pentagram'ın uluslararası bağlantıları da güçlendi. Albüm Raks Müzik tarafından yayımlandı ve Century Media tarafından lisanslanarak dünya çapında dağıtıldı. Albüm beş kıtada elli iki ülkeye ulaştı. Yabancı basında Türkiye'den çıkan bir heavy metal grubunun Anadolu kültürünü kendi müziğine taşıması özellikle dikkat çekti. Pentagram böylece yerel bir metal grubundan uluslararası ölçekte tanınan bir gruba dönüştü.
5 Temmuz 1997 gecesinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda gerçekleştirilen konser, bu dönemin en önemli sahne olaylarından biri oldu. Konser daha sonra Popçular Dışarı adıyla yayımlanan canlı kaydın temelini oluşturdu. Kayıt ve miks çalışmaları İskender Paydaş tarafından gerçekleştirildi; yapım Hakan Utangaç ve Tarkan Gözübüyük tarafından üstlenildi. Mastering New York'taki Absolute Audio Studios'ta Tom Brick tarafından yapıldı.
Konserde Slayer'ın Black Magic parçasına da yer verildi. Canlı kayıt daha sonra CD, kaset, VHS ve sınırlı sayıda hazırlanan özel koleksiyon seti biçimlerinde yayımlandı. Koleksiyon setinde CD, kaset, konser VHS'si, özel tişört, sticker, kolye, kartpostal, poster ve konser giriş kartı bulunuyordu. Popçular Dışarı adı, konser sırasında seyircinin attığı sloganın kayıt görüntülerinde dikkat çekmesiyle ortaya çıktı.
Popçular Dışarı ifadesi yalnızca pop müziğine karşı bir tavır değildi. Dönemin popüler kültürünün medya ve toplum üzerindeki etkisine yönelik bir tepkiyi ifade ediyordu. Albümün iç notlarında da eleştirinin hedefi doğrudan pop müziğinden çok, medyanın toplum üzerindeki etkisi ve popüler kültürün oluşturduğu değerler olarak ortaya kondu.
1990'ların sonunda Pentagram'ın kimliği ilk döneminden çok farklı bir noktaya ulaşmıştı. Grup hâlâ heavy metalin sertliğini korurken Anadolu ve Mezopotamya müzik mirasını kendi dili içerisinde kullanıyor, büyük sahnelerde konser veriyor ve Avrupa'da yayımlanan albümleriyle uluslararası metal çevresinde tanınıyordu. Pentagram'ın müziği artık yalnızca Batı kökenli metalin Türkiye'deki bir örneği olarak değil, kendi coğrafyasından beslenen özgün bir metal dili olarak değerlendirilmeye başladı.
2000'ler
2000'lere girerken Pentagram'ın uluslararası kimliği daha da belirginleşti. Türkiye'de Pentagram adı kullanılmaya devam ederken yurtdışında aynı adı taşıyan başka bir grupla karışıklığı önlemek amacıyla Mezarkabul adı kullanılmaya başlandı. Mezarkabul adı, Türkçe mezar ve kabul kelimelerinin birleşiminden oluşuyordu.
1999–2001 arasında hazırlanan yeni çalışmalar İngilizce, Türkçe ve enstrümantal parçaları içeren geniş bir kayıt sürecinden geçti. Bu malzeme daha sonra iki ayrı albüme bölündü. İngilizce parçalar Unspoken, Türkçe parçalar ise Bir albümünde toplandı; enstrümantal çalışmalar ise iki albüm arasındaki bağlantıyı oluşturdu.
Unspoken'ın kayıtları 2001 yılında Atina'daki Sierra Studios'ta gerçekleştirildi. Albüm uluslararası alanda Noise ve Sanctuary bağlantılarıyla yayımlandı ve Pentagram'ın yurtdışındaki Mezarkabul kimliğini kalıcılaştırdı. Albümde Anadolu etkisi tamamen ortadan kalkmadı; ancak grubun sound'u daha modern, karanlık ve uluslararası heavy metal anlayışına yaklaştı. Unspoken yabancı metal basınında olumlu karşılandı ve Pentagram'ın Türkiye dışındaki tanınırlığını artırdı.
2002 yılında yayımlanan Bir, Türkçe sözlü yapısıyla Pentagram'ın tarihinde ayrı bir yere sahip oldu. Albüm, Türkiye'de uzun süre dile getirilen “Türkçe sözlü metal olmaz” anlayışına doğrudan bir cevap olarak görüldü. Pentagram bu çalışmayla Türkçeyi yalnızca birkaç parçada kullanılan bir unsur olmaktan çıkarıp albümün temel ifade dili haline getirdi.
Bir döneminin kadrosunda Hakan Utangaç, Tarkan Gözübüyük, Metin Türkcan, Murat İlkan ve Cenk Ünnü yer aldı. Kayıt ve miks çalışmalarında Çağlar Türkmen görev aldı. Albümün sözlerinde yaşam, ölüm, insanın kendi sınırları, özgürlük, kader, düşünce ve içsel sorgulamalar öne çıktı. Pentagram'ın müziğindeki Anadolu ve Mezopotamya etkileri bu kez tamamen Türkçe sözlerle birleşti.
Bu dönemde Pentagram'ın karşılaştığı sorunlar yalnızca müzik piyasasıyla sınırlı değildi. Uzun saç, metal kıyafetleri ve ağır müzik kültürü nedeniyle toplumdaki önyargılar, satanizm suçlamaları ve müzisyenlik mesleğine yönelik küçümseyici yaklaşım grubun kariyerinin farklı dönemlerinde karşılaştığı sorunlar arasında yer aldı. Buna rağmen konser kitlesi büyümeyi sürdürdü ve Pentagram Türkiye'deki heavy metal kültürünün en görünür temsilcisi haline geldi.
2002 sonrasında grubun yeni albüm üretimi yavaşladı. Üyelerin farklı projeleri, askerlik süreçleri, ekonomik koşullar ve müzik sektöründeki değişimler faaliyetlerin azalmasına neden oldu. Ancak bu dönem tam bir kopuş anlamına gelmedi. Pentagram 2004 yılında Rock The Nations festivalinde sahne aldı. Festivalde Blaze Bayley, Paul Di'Anno, Pain of Salvation, Sentenced ve U.D.O. gibi uluslararası isimler de yer aldı.
2006 yılında Pentagram'ın on altı yıllık kariyerini kutlayan özel bir ICON gecesi düzenlendi. 2 Haziran 2006'da Studio Live'da gerçekleştirilen etkinlikte Buz, Catafalque, Definitive, Episode 13, Glorian, Knight Errant, Moribund Oblivion, Nitro, Origam, Overload, Soul Sacrifice ve Taylan Ayık gibi underground gruplar Pentagram parçalarını yorumladı. Pentagram üyeleri etkinliğe katıldı ve özel bir video gösterildi. Etkinliğin farklı ekipler tarafından kaydedilmesi, grubun tarihinin arşivlenmesi açısından da önemli bir çalışma oluşturdu.
2007 yılında Pentagram'ın kuruluşunun yirminci yılı Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki büyük konserle kutlandı. 4 Şubat 2007 tarihli konser eski ve yeni dönemleri aynı sahnede buluşturdu. Ogün Şanlısoy da konuk olarak Secret Missile ve Bir parçalarında sahne aldı. Konser kayıt altına alındı ve daha sonra 1987 adıyla CD ve DVD formatında yayımlandı.
20. yıl dönemindeki kayıtların hazırlanması sırasında konser performanslarının kayıt, edit, miks, mastering ve DVD üretim süreçleri ayrı teknik ekiplerle yürütüldü. 30 Mart 2008'de DVD'nin gala gösterimi gerçekleştirildi. 27 Temmuz 2008'de Pentagram, Metallica'nın İstanbul konserinde sahne aldı. Bu performans grubun Türkiye'deki en büyük uluslararası sahnelerinden biri oldu.
2000'lerin sonunda Pentagram farklı kadrolarla üretim yapmaya devam etti. Eski üyelerle yeni kadro arasındaki bağ tamamen kopmadı ve sonraki yıllarda yeniden ortak projelere dönüşecek bir geçmiş oluştu.
2010'lar
2010 yılında Murat İlkan sağlık sorunları nedeniyle Pentagram'dan ayrıldı. Aynı yıl Gökalp Ergen'in vokale katılmasıyla grubun yeni dönem kadrosu oluştu. Bu değişiklik Pentagram'ın sesinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
5 Temmuz 2011'de Wasteland yayımlandı. Bu çalışma, grubun uzun bir aradan sonra yeniden düzenli biçimde yeni materyal yayımlamaya başladığı dönemin ilk adımlarından biriydi. 2012 yılında MMXII yayımlandı. Hakan Utangaç, Cenk Ünnü, Tarkan Gözübüyük, Metin Türkcan ve Gökalp Ergen'in oluşturduğu kadro, Pentagram'ın klasik heavy metal karakterini modern prodüksiyon anlayışıyla birleştirdi. MMXII, Headbang dergisi okuyucularının oylamasında yılın albümü seçildi.
2012–2016 arasındaki dönem yoğun konser programıyla geçti. Pentagram Parkorman, Bostancı, Ankara, Eskişehir, Zeytinli, İstanbul Teknik Üniversitesi ve farklı açık hava sahnelerinde konserler verdi. 2013 ve 2014 yıllarındaki konserler grubun yeni kadrosunun canlı repertuvarını genişletti. 13 Temmuz 2014'te İstanbul Teknik Üniversitesi'ndeki Metallica konserinde yeniden Metallica ile aynı sahne paylaşıldı.
19 Aralık 2014'te Live MMXIV yayımlandı. CD ve DVD olarak hazırlanan çalışma, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında farklı şehir ve sahnelerde gerçekleştirilen konser kayıtlarını bir araya getirdi. Böylece Pentagram'ın yeni dönem canlı performansı tek bir konser yerine birkaç yıllık sahne dönemini kapsayan geniş bir arşiv olarak kayda geçti.
2010'ların ortasında Pentagram geçmiş kadrolarıyla olan bağını da korudu. Eski üyeler farklı etkinliklerde yeniden sahneye çıktı. Grup bir yandan yeni albüm çalışmalarını sürdürürken diğer yandan otuzuncu yıl için daha kapsamlı bir proje hazırlamaya başladı.
Akustik proje ilk olarak 2008–2009 döneminde gündeme geldi. Proje tamamlanmadan ertelendi. Murat İlkan'ın sağlık sorunları ve 2010 yılında Gökalp Ergen'in katılmasıyla yeni albüm çalışmalarına ağırlık verilmesi, akustik projenin daha sonraki bir döneme bırakılmasına neden oldu.
Pentagram'ın otuzuncu yılı yaklaşırken akustik proje yeniden ele alındı. Murat İlkan, Ogün Şanlısoy ve Demir Demirkan'ın da projeye katılmasıyla çalışma, yalnızca mevcut kadronun akustik albümü olmaktan çıktı. Grubun farklı dönemlerinden gelen müzisyenler aynı kayıt sürecinde yeniden bir araya geldi.
Akustik 3 Mart 2017'de yayımlandı. Albümde Pentagram'ın farklı dönemlerine ait parçalar akustik düzenlemelerle yeniden yorumlandı. Eski ve yeni üyelerin aynı kayıtta buluşması, grubun yaklaşık otuz yıllık geçmişini tek bir müzikal projede bir araya getirdi.
2017 yılında Harbiye Açıkhava'da gerçekleştirilen 30. yıl konserleri bu buluşmanın sahnedeki karşılığı oldu. Gökalp Ergen, Tarkan Gözübüyük, Hakan Utangaç, Metin Türkcan ve Cenk Ünnü'nün yanı sıra Murat İlkan, Ogün Şanlısoy ve Demir Demirkan da sahneye çıktı. Kerem Özyeğen ve Ozan Tügen'in katkılarıyla konser, Pentagram tarihindeki en geniş kadrolu buluşmalardan biri haline geldi.
2020'ler
2017 sonrasında Pentagram yeni stüdyo çalışmalarına yöneldi. 2020'de başlayan kayıt sürecinde Babajim stüdyolarında yeni parçalar üzerinde çalışıldı. Bu Düzen Yıkılsın, yeni albüm döneminin ilk parçası olarak 30 Ekim 2020'de yayımlandı ve 1 Kasım'da video klibi yayınlandı.
Bu Düzen Yıkılsın kaydında Hakan Utangaç, Tarkan Gözübüyük ve Cenk Ünnü'nün yanında Metin Türkcan, Gökalp Ergen, Murat İlkan, Ogün Şanlısoy ve Demir Demirkan da yer aldı. Ozan Tügen klavye ve vokal katkısı verdi; ney bölümünde Gökhan Özkök yer aldı. Böylece 2017'de yeniden bir araya gelen geniş kadronun birlikteliği stüdyo çalışmalarına da taşındı.
2020–2021 dönemindeki çalışmalar COVID-19 pandemisinin yarattığı koşullar altında sürdü. Fiziksel konserlerin ve kalabalık etkinliklerin kısıtlandığı dönemde Pentagram çevrimiçi performanslarda yer aldı. Bu konserler pandemi nedeniyle fiziksel sahnelerin mümkün olmadığı dönemde grubun dinleyiciyle bağlantısını sürdürmesini sağladı.
Sur 29 Ocak 2021'de yayımlandı. Parça 2020 ilkbahar ve yaz döneminde Babajim'de gerçekleştirilen kayıt çalışmalarının bir parçasıydı. Pandemi nedeniyle çevrimiçi gerçekleştirilen etkinliklerde Pentagram'ın performansları binlerce kişi tarafından izlendi.
2021 yılında Pride da yayımlandı. Böylece 2020'de başlayan yeni üretim dönemi tek bir parçayla sınırlı kalmadı. Grup, farklı dönemlerden gelen üyelerin katkılarını bir araya getirerek yeni albümün çalışmalarını sürdürdü.
Makina Elektrika'nın hazırlık süreci bu kayıtların devamında şekillendi. Albüm Pentagram ve Babajim ortak yapımında hazırlandı. Kayıtlarda Arın Baykurt, Burak Serter ve Yazgülü Gürer görev aldı; miks Tarkan Gözübüyük tarafından gerçekleştirildi ve mastering Güven Ersoysal tarafından yapıldı.
Albümün temel kadrosunu Hakan Utangaç, Cenk Ünnü, Tarkan Gözübüyük, Metin Türkcan ve Gökalp Ergen oluşturdu. Ogün Şanlısoy, Murat İlkan, Demir Demirkan ve Ozan Tügen de farklı çalışmalara katkıda bulundu. Cahit Berkay ve Erkan Oğur gibi Pentagram dışından müzisyenlerin katılımıyla albümün müzikal kapsamı genişledi.
Makina Elektrika 9 Eylül 2022'de yayımlandı ve on parçadan oluştu. Albümde Bu Düzen Yıkılsın, Sur, Pride, Revenant, Seek and Destroy, Sensiz, Maymunlar Gezegeni, Damn the War, Dünya ve Ödenmez yer aldı. Seek and Destroy, Metallica'nın parçasının Pentagram yorumu olarak albümde yer aldı. Dünya ise Yavuz Çetin'in eserinin Pentagram tarafından yorumlanmasıyla albümün farklı karakterdeki çalışmalarından biri oldu.
Makina Elektrika, Pentagram'ın farklı dönemlerini aynı kayıt içerisinde buluşturdu. İlk dönemlerin thrash metal karakteri, Anatolia döneminin Anadolu etkileri, Unspoken ve Bir dönemlerinin melodik ve düşünsel yönleri, MMXII döneminin modern sound'u ve 2017'de yeniden bir araya gelen eski üyelerin katkıları albümün genel yapısında birlikte hissedildi.
Günümüz
Makina Elektrika'nın 2022'de yayımlanmasının ardından Pentagram konserlerine ve canlı performanslarına devam etti. Yeni albümün parçaları grubun daha eski dönemlerden gelen klasikleşmiş eserleriyle birlikte konser repertuvarına girdi. Böylece canlı program 1990'daki ilk albümden Makina Elektrika'ya kadar uzanan geniş bir zaman aralığını aynı sahnede buluşturdu.
Pentagram'ın repertuvarı yıllar içerisinde değişse de Rotten Dogs, Trail Blazer, No One Wins the Fight, Anatolia, Gündüz Gece, Unspoken ve Bir gibi farklı dönemlere ait parçalar grubun canlı geçmişinin temel parçaları olarak varlığını sürdürdü. Yeni dönem çalışmalarının bu repertuvara eklenmesiyle Pentagram'ın konserleri yaklaşık kırk yıllık müzikal geçmişinin tamamından izler taşıdı.
Grubun kullandığı ters pentagram sembolü de tarih boyunca kimliğinin önemli parçalarından biri oldu. Pentagram'ın sembol anlayışında beş köşeli yıldız insan ruhu ile hava, su, toprak ve ateşi temsil eden beşli denge fikriyle ilişkilendirildi. Sembolün ters kullanılması dünyanın ve insanlığın mevcut durumuna yönelik bir uyarı olarak değerlendirildi. Dünya yaşanabilir bir hale geldiğinde sembolün yeniden düz çevrilebileceği düşüncesi, grubun logo kullanımının temel anlamlarından biri oldu.
Pentagram'ın tarihi yalnızca albümlerden oluşmadı. Düğün salonlarında başlayan ilk konserler, Moda Sineması'nda yaşanan büyük kalabalıklar, kırılan sandalyeler, vapurla taşınan ilk albüm kutuları, Powerstage çevresinde oluşan dinleyici ağı, Avrupa konserleri, Harbiye Açıkhava, Wacken ve Metallica gibi büyük sahneler, eski üyelerin yeniden bir araya geldiği 30. yıl konserleri ve pandemi dönemindeki çevrimiçi performanslar bu tarihin birbirini tamamlayan parçaları oldu.
Pentagram aynı zamanda Türkiye'deki heavy metal kültürünün gelişimiyle birlikte büyüdü. İlk yıllarda birkaç yüz kişilik salonlarda başlayan konserler zaman içinde binlerce kişilik açık hava organizasyonlarına dönüştü. Türkiye'deki ağır müziğin görünürlüğünün artması, özel radyo ve televizyonların yaygınlaşması, yerli metal gruplarının çoğalması ve internet çağının başlaması Pentagram'ın dinleyiciyle kurduğu ilişkinin biçimini değiştirdi.
Grup kariyeri boyunca çok sayıda üye değişikliği yaşadı. Engin Tümer, Ümit Yılbar, Burak Kalaycı, Murat Net, Ogün Şanlısoy, Demir Demirkan, Murat İlkan, Metin Türkcan ve Gökalp Ergen farklı dönemlerde Pentagram'ın müzikal kimliğine katkıda bulundu. Bazı eski üyeler daha sonraki yıllarda yeniden sahneye çıktı veya stüdyo çalışmalarına katıldı. Bu nedenle Pentagram'ın tarihi tek bir kadronun değil, farklı dönemlerde aynı müzikal kimliğin etrafında buluşan birçok müzisyenin ortak geçmişi olarak şekillendi.
1 Eylül 2026'da Murat İlkan, Ogün Şanlısoy ve Metin Türkcan birlikte yaptıkları açıklamayla Pentagram'dan ayrıldıklarını duyurdu. Açıklamada son dokuz yıllık ortak üretim döneminin kendileri için değerli olduğu ifade edildi; ancak çözülemeyen görüş ayrılıklarının devam etmesi nedeniyle ayrılık kararının kaçınılmaz hale geldiği belirtildi.
Bu ayrılık Pentagram'ın tarihindeki önemli kadro değişikliklerinden biri oldu. Grubun geçmişinde olduğu gibi farklı dönemlerde üyeler ayrıldı, yeniden bir araya geldi ve farklı kadrolarla üretim yaptı. Pentagram'ın yaklaşık kırk yıllık tarihi, bu değişimlere rağmen grubun heavy metal temelini ve Türkiye'deki müzikal etkisini koruyan uzun bir çizgi oluşturdu.
1980'lerin ortasında küçük sahnelerde ve sınırlı imkânlarla başlayan Pentagram hikâyesi; Türkiye'deki ilk heavy metal kayıtlarından uluslararası plak şirketlerine, Anadolu'nun müziğe taşınmasından Türkçe sözlü metalin yaygınlaşmasına, büyük festivallerden stüdyo albümlerine ve farklı kuşakların aynı sahnede buluşmasına kadar uzandı. Pentagram'ın tarihi, Türkiye'deki heavy metal kültürünün gelişimiyle iç içe ilerleyen ve farklı dönemlerde farklı müzisyenlerin katkılarıyla şekillenen uzun bir müzik geçmişine dönüştü.
